Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
yağlı bitki
Anlamı:

1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Özünde yağ bulunan veya yağ salgılayan bir tür bitki


yağlı boya
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Eşyaya renk vermek veya onu dış etkilerden korumak için sürülen, boyanın bazı özel sıvılarla karıştırılmasıyla yapılan kimyasal madde

Örnek:

1. Pencerelerin camları beyaz yağlı boya ile boyanmış.

1. Pencerelerin camları beyaz yağlı boya ile boyanmış.

2. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bu boya ile yapılmış (resim)

Örnek:

1. Altı odalı, içi dışı yağlı boya, kuş kafesi gibi bir köşk.

1. Altı odalı, içi dışı yağlı boya, kuş kafesi gibi bir köşk.


yağlı boyacı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Binalarda yağlı boya işleri yapan kimse


yağlı güreş
Anlamı:

1. isim , isim , spor , spor , isim , isim , spor , spor , Güreşçilerin vücutlarının zeytinyağı ile yağlanmasıyla yapılan bir tür serbest güreş


yağlı güreşçi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yağlı güreş yapan sporcu


yağlı harç
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , İçinde bol miktarda kireç veya çimento bulunan harç


yağlı ip
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Darağacı


yağlı kâğıt
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yiyeceklerin sarılarak saklanması için kullanılan bir kâğıt türü


yağlı kapı
Anlamı:

1. isim , isim , mecaz , mecaz , isim , isim , mecaz , mecaz , Çalıştırdığı kişiye bol para, yiyecek, eşya veren aile, kuruluş vb

Örnek:

1. İşte bize de böyle bir yağlı kapı lazımdır.

1. İşte bize de böyle bir yağlı kapı lazımdır.


yağlı kapıya konmak
Anlamı:

1. rahat, sıkıntısız bir yere girmek, geçimini başkasının üstüne yıkmak

Örnek:

1. Kondu namussuz yağlı kapıya diye, hasedini belli ediyordu.

1. Kondu namussuz yağlı kapıya diye, hasedini belli ediyordu.


yağlı kara
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , İs ile yağın karışımından oluşan, halk arasında yaralara da sürülen tencere kiri

2. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Yağları zor temizlenen


yağlı kömür
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , İçinde % 20-30 uçucu madde bulunan, ısı etkisiyle bu maddeler kaybolduktan sonra kok veren kömür


yağlı kuyruk
Anlamı:

1. isim , isim , teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , isim , isim , teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , Kolayca ve bolca yararlanılabilecek kaynak

2. Kolayca sömürülecek iş veya kişi

Örnek:

1. Bu yağlı kuyruğa herkes bir defa sarılmak, onu kendine çekmek, alıkoymak sevdasında idi.

1. Bu yağlı kuyruğa herkes bir defa sarılmak, onu kendine çekmek, alıkoymak sevdasında idi.


yağlı müşteri
Anlamı:

1. isim , isim , teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , isim , isim , teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , Bol paralı, çok alışveriş yapan müşteri

Örnek:

1. Bu yağlı müşterinin yanına nöbetleşe ve ikişer ikişer gönderiyordu.

1. Bu yağlı müşterinin yanına nöbetleşe ve ikişer ikişer gönderiyordu.


yağlı toprak
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Gevşek ve kaygan bir toprak türü


Yağlıdere
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Giresun iline bağlı ilçelerden biri


Özel: Evet

Telaffuz : yağlı'dere

yağlık
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Yağ için ayrılmış, yağ elde etmeye özgü

Örnek:

1. Yağlık soya fasulyesi.

1. Yağlık soya fasulyesi.

2. isim , isim , isim , isim , Sırma işlemeli, büyük mendil, çevre

Örnek:

1. Osmanlı kadınlığının göz nurunu, el emeğini, üstün zevkini yüzyıllardan beri yiğitçe taşımış, işlemeli, yağlıklar, dantelalar, oyalar...

1. Osmanlı kadınlığının göz nurunu, el emeğini, üstün zevkini yüzyıllardan beri yiğitçe taşımış, işlemeli, yağlıklar, dantelalar, oyalar...


yağlıkçı
Anlamı:

1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Havlu, çevre, çamaşır vb. satan kimse

2. Gelinlik, tel, duvak vb.ni kiraya veren kimse


yağlılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yağlı olma durumu


yağma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yağmak işi


yağma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Birçok kişinin zor kullanarak ele geçirdikleri malı alıp kaçması, talan

Örnek:

1. Yağma ve hırsızlıkla güvenlik ve huzuru bozmaktadır.

1. Yağma ve hırsızlıkla güvenlik ve huzuru bozmaktadır.

2. tarih , tarih , tarih , tarih , Akıncıların düşman topraklarına yaptıkları baskın, çapul

3. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Baskın veya zor kullanarak elde edilmiş olan


Lisan : Farsça yaġmā

Telaffuz : ya'ğma

yağma etmek
Anlamı:

1. birçok kimse, zor kullanarak bir malı alıp kaçmak

2. kurnazlıkla çarpmak, vurgunculuk etmek

Örnek:

1. Bu endüstri ülkeleri, zenginliklerini üçüncü dünya ülkelerinin ham maddelerini yağma ederek sağlamışlardı.

1. Bu endüstri ülkeleri, zenginliklerini üçüncü dünya ülkelerinin ham maddelerini yağma ederek sağlamışlardı.

3. tarih , tarih , tarih , tarih , savaş sonunda zafer kazanmış asker insanları tutsak olarak almak ve malı ele geçirmek


yağma gitmek
Anlamı:

1. bir şey çok alıcı bulmak, çok satılmak


yağma Hasan'ın böreği
Anlamı:

1. `hakkı olan veya olmayan herkesin yararlandığı kaynak` anlamında kullanılan bir söz


yağma yok
Anlamı:

1. teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , `öyle şey olmaz, buna razı olunmaz` anlamında kullanılan bir söz

Örnek:

1. Olur mu hiç? Bırakır mıyız sizi biz, yağma yok kuzum, yağma yok!

1. Olur mu hiç? Bırakır mıyız sizi biz, yağma yok kuzum, yağma yok!